20.05.2012 11:36:54

HZ. MEVLANA !

Neden Konu Hz.Mevlana?...

Mevlana konulu çalışmalarım 8 asırdır tüm dünyaya düşüncesi, yaşayışı, sevgisi, hoşgörüsü ve Allah Aşkı ile önder olmuş Pir’ imizin seramik toprağı ile yorumlanması arzusu üzerine başlamıştır.

Mevlana konulu tüm tasarımlar, gerek tasarım süresince kağıda, gerek üretim süresince toprağa geçiriliş aşamalarında büyük feyz ile kendiliğinden gelişmiş ve oluşmuştur.

Bu süreçte kendimi sadece bir aracı olarak fark ettim.

Mevlana’nın  Allah Aşkını, yüce ve engin düşünce silsilesini ve muhteşem dehası ile arayışını, tüm insanlığı kapsayan hoşgörüsünü, 8 asır sonra toprağa geçirmek, hasretle kavrulmuş bir hal ile gerçekleşti.

Tüm kainatın semazenler gibi dönüşünü; O’ndan gelip O’na gidişimizin tasavvufi anlamını… Hak’tan alıp, Halk’a verme felsefesinin içeriğini ve sonsuz hoşgörünün nedenini tefekkür ederken oluştu bu seramikler..

‘’Allah  – Muhammed…
Hiç – Hep…
Dönüşün yalnızca O’na olması…’’

Ve… Mevlana’nın şu özdeyişi beni harekete geçirdi…

‘’ Öldükten sonra beni toprakta değil; 
Beni, beni sevenlerin gönlünde arayın…’’

Bu özdeyiş, gönlümdeki Mevlana’yı aktarmayı ve O’nu diğer gönüllerinde hissedenlerle paylaşma arzusunu doğurdu… Bu arzu seramik pano ve heykellerde kendini buldu.

Mevlana’nın düşüncesi ile insanın, güzel insana nasıl dönüşebileceğini ve güzel insanın Allah’a kavuşma arzusunu yorumladım toprağa, aşkla…

Mevlana’nın neyi hoş gördüğünü ve neyi aradığını, kendini Allah’a aşk ile adayışını… 
Tüm insanlığa,  hoşgörü ve sevecenlikle davet çıkararak bir olmaya, birlik olmaya davetini, 800 yıl sonra bile artarak gelişen evrensel sevgi çemberinin muhteşemliğini görerek, bana yansıyan Mevlana‘yı insanlarla paylaşmak istedim toprak üzerinde…

O, öylesine yüce bir varlıktı ki ve arayış ve aşkı öylesine muazzamdı ki, toprağa bile 800 yıl sonra imza attı, tüm sevecenliği, kapsayıcılığı ve hoşgörüsü ile..

Teşekkürler Mevlana
Seçil Nebioğlu

Gönül Sabahına Doğan Ulu Sözler (60 beyit)

Mevlâna Celaleddin Rumi

1. Bizde insan olarak aklımızı öldüren, çarmıha geren dört vasıf vardır.  Onlar da; şehvet, hırs, çok istekle bulunmak, yüksek mevki peşinde  koşmaktır.

2. İyilik ettiğin müddetçe görürsün ki iyi yaşamaktasın, gönlün rahat. Fakat  bir kötülükte bulundun, bir fenalık ettin mi o yaşayış, o zevk  gizleniverir.

3. Akıl, ecelden titrer durur. Aşk ise neşe içindedir.

4. İnsan gözdür, görüştür, gerisi ettir. İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri  o kadardır.

5. İnsanlardan gördüğün zulümler senin huyundur. Sen kendi huyunu  onların aynasında seyredersin.  

6. İnsanda iki büyük nişan vardır: birincisi bilgi, ikincisi fedakarlıktır.  Bazısında bilgi var, fedakarlık yok. Bazısında fedakarlık vardır, bilgi  yoktur. Her ikisine de sahip olana ne mutlu.

7. Kitapsın bir ev, ruhsuz vücuttur. Size en çok yardım eden kitaplar, sizi  en çok düşündüren kitaplardır.

8. Barış dalgaları kopar, gönüllerden kinleri giderir. Bunun aksine savaş  dalgaları kopar, sevgileri alt üst eder.

9. İnciyi sedefin içinde ara, hüneri de sanat ehlinden iste.

10. Her ne istiyorsan kendinde ara! Senin canının içinde bir can var o canı  ara! Senin dağının içinde bir hazine var o hazineyi ara! Eğer yürüyen  dervişi arıyorsun onu senden dışarıda değil, kendi nefsinde ara!

11. Sen yerde olanlara mağfiret etki gökte olanda sana merhamet etsin.  Sende aşağı olana acı ki, senden üstün olan sana acısın.

12. Gel, gel, ne olursan ol yine gel, ister kafir, ister Mecusi, ister puta tapan  ol yine gel, bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir, yüz kere  tövbeni bozmuş olsan da yine gel...

13. Kadın Allah’ın nurudur, sadece sevgili değil, O yaratıcı olduğundan  yalnızca yaratılmış değil.

14. Akıl, aşk ve can! Bu üçü üçgendir. Her derde çare, her yaraya  merhemdir.

15. İnsana bütün korku içinden gelir fakat insanın aklı daima dışarıdadır.

16. Güzel sesi dinlemek aşıklara gıdadır. Çünkü güzel sesi dinlemekte kalp  huzuru Allah’a vuslat zevki vardır. Gönüldeki hayaller güzel sesle  gelişir, kuvvetlendirir. Hatta hayaller bu güzel sesten, bu güzel  nağmeden suretlere ve şekillere bürünür. Aşk ateşi güzel seslerle kuvvet  bulur, parlar, alevlenir.

17. Can konağını aramadıysan iş biliyorsun demektir; neyi arıyorsan O’sun  sen.

18. Eğer müşküllerin varsa, sabırlı ol. Sabır, sevincin anahtarıdır.

19. Bir ova var. Müslümanlıktan da dışarı, kafirlikten de... Bizim de o geniş  yerde bir sevdamız var. Arif, oraya vardı mı başına kor; orada ne  Müslümanlığın yeri var, ne kafirliğin. Sırların gönülde kalırsa, muradın  çabuk gerçekleşir. Tohum toprağa gizlenirse yeşerir.

20. Danesini sürükleyen, çekip götüren karıncayı sakın incitme. Onun da  canı vardır. Can ise çok tatlı bir şeydir.

21. İyilerin tembelliği, kötülerin hakimiyetine hazırlar.

22. Cahil adamın yanında kitap gibi sessiz ol.

23. Sevgili; duyuyla idrak edilseydi, her duyu ile idrak edilene aşık olurdun.

24. Biz zamancağız şu hileyi, düzeni bırak da ölümden önce birkaç solukluk  zamanda hür yaşa!

25. Sıkıntılı zamanlarında sakın ümidini kesme; çalış, hayret göster.  Göreceksin ki bir gün güneşli, neşeli günler sizi kucaklayacaktır. Güçlük  kolaylıkla beraberdir. Kendine gel, ümidini kesme.

26. Öfke ile istek; insanı şaşı eder, canı doğruluktan ayırır; garez geldi mi  hüner örtülür, gönülden yüzlerce perde gelir de gözün önüne çekiliverir.

27. Cömertlikte ve yardım etmede akarsu gibi ol, şefkat ve merhamette  güneş gibi ol, başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol, hiddet ve  asabiyette ölü gibi ol, tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol,  hoşgörülülükte deniz gibi ol, ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi  ol.

28. İsteyerek her işe iki elinle sarıl, zira hayırlı işlerde istek, sana rehberdir.  İster topalla, ister uyuşuk ol, ister edepsiz, yine de O’na yönel, O’nu  dinle, O’na gel.

29. Yüksekliği isterdim, onu alçakgönüllülükte buldum.

30. Yüz kişinin içinde aşık, gökte yıldızlar arasında parlayan ay gibi belli  olur.

31. Bu dünya, yaptıklarımızın yankılanıp yine bize döneceği bir dağdır.

32. Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok, nice elbiseler gördüm  içinde insan yok.

33. Düşünce dağının yüceliğine de tek bakma; çünkü bir dalga, onu altüst  ediverir!

34. Bu dünya, aklı külli bir tefekkürüdür. Akıl bir şah gibidir, suretler de  onun elçileri misalidir.

35. Sağırlar çarşısında gazel atma körler çarşısında ayna satma.

36. Yavaşlık, Allah ışığıdır; çabukluk ise şeytanın dürtmesinden meydana gelir.

37. Kibirli kişi; başkalarının günahını gördüğünde, cehennem ateşi gibi      alevlenir, kendinden geçer, kibirliliğini, din koruculuğu olarak algılar,  kendi kötü nefsine hiç bakmaz kibri seçer.

38. Gönül her yardan bir gıda, her ilimden bir sefa bulur.
39. Can, beden kavgasından kurtulursa, beden ayağı olmaksızın gönül  kanadıyla uçmaya başlar.

40. Ticarette kamil değilsen yalnız başına dükkan açma; yoğrulup kemale  gelinceye dek birisinin hükmü altına gir! “Susun dinleyin!” emrini işit,  sukut et.

41. Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden,  anlamasından ileri gelir.

42. Geçinme düşüncesini kalbinde bulundurma. Sen Allah kapısında bulun,  mukadder olan rıskın eksilmez.

43. Kimseden sana bir kötülük gelmesini istemiyorsan kötü söz, kötülük  öğreten, kötülük düşünen olma. Her halinde salih amel içinde ol.

44. Cehalete düşmek, Allah’ın zindanına girmektir. İlme dalmak, Allah’ı  sarayına gitmektir.

45. İnsanları iyi tanıyın, her insanı fena bilip kötülemeyin; her insanı da iyi  bilip övmeyin. Kendini keşfedemeyen, hayatı keşfedemez.

46. Sevgiden, tortulu bulanık sular arı-duru bir hale gelir. Sevgiden, dertler  şifa bulur. Sevgiden, ölüler dirilir. Sevgiden, padişahlar kul olur. Bu  sevgide bilgi neticesidir.

47. Bir kuyudan her gün toprak çeker, her gün orayı kazar, eşersen, sonunda  arı-duru suya ulaşırsın.

48. Kalbi ve sözü bir olmayan kimsenin yüz dili bile olsa, o yine dilsiz  sayılır.

49. Dünya seni terk etmeden sen dünyayı terk et. Dünyaya mesafeli ol.

50. Aynı dili konuşanlar değil; aynı duyguyu paylaşanlar anlaşır.

51. Kuru duayı bırak, ağaç isteyen tohum eker.

52. Vusulsüzlük, usulsüzlüktendir.

53. Kendini bilen, her an gönlünü yanılmadan kurtaran kendi sıfatlarının  zatından kitap düzen ve o kitabın fihristine de ben Tanrıyım adını takan  topluluğa kulum, kurbanım ben.

54. Vakit keskin bir kılıçtır. Sufi, vakit oğludur. Yarın demez, anı  değerlendirir.

55. Her gün bir yerden geçmek ne iyi, her bir yerden göçmek ne güzel.  Bulunmadan, donmadan akmak ne ala. Dünle beraber gitti cancağızım.  Ne kadar söz varsa düne ait, şimdi yeni şeyler söylemek lazım.

56. Gönül aynası saf ve berrak olmalı ki, onun sathında görülecek akislere  güzel suretleri ayırt edebilesin.

57. Tam inanç aynası kesilen kişi, kendini görse bile, Allah’ı görmüş olur.

58. Yarın kocayacak güzel değiliz biz. Biz ebedi genciz, gönlümüz rahat.  Önümüz de ön, sonumuzda son yok!

59. Topluluk bizim yanımıza geliyor. Susacak olsak, incinirler. Bir şey  söyleyecek olsak, onlara göre söylemek lazım geldiğinden o zaman da  biz inciniriz.


Sevgi ile..
Seçil Nebioğlu
Seçil Nebioğlu Sanat Atölyesi
Copyright © 2006 Özden Nebioğlu